Kahvaltıda Yürek Var!

12 Ekim 2020

Photo by Roman Kraft on Unsplash

Ne yapıyor olmak size kendinizi daha cesur hissettirir? Yaptığım nefes seanslarında niyet belirleme aşamasında o kadar çok insan cesarete niyet etti ki bugüne dek. Özellikle bir nefes seansında, önemli kararlar aldıktan sonra ihtiyaç duyulan duygunun cesaret olması ne kadar anlaşılabilir değil mi?

Cesaret nedir sizin için? Cesur biri dendiğinde gözünüzde nasıl biri canlanıyor? Cesur hissetmediğimizde, hissettiğimiz şey ne, korku mu, endişe mi? Hayatta nelere cesaret edemiyoruz ve cesaret edebilmek için neye ihtiyacımız var? Soruları sorduk. Gelin beraber cevaplayalım şimdi.

Cesaret bize hep deli dolu bir tavır gibi geliyor. Oysa gün içinde yaptığımız bir sürü küçük şeyin içinde de cesaret gizli. Bu durumlarda gösterdiğimiz cesareti de takdir etmeyi öğrensek ne güzel olur. Mesela ben bugün yogada çok zorlandığım bir asana üzerinde çalıştım. 3 başarısız denemenin sonunda çok az bir ilerleme kaydettim ve bu bile bana çok iyi hissettirdi. Hocamızın hep hatırlattığı gibi çalışmamın sonunda kendimi takdir ettim, kendime bu zamanı ayırmış olduğum ve yılmadan denediğim için. Ama asıl cesareti çalışmamdan önce gösterdiğimi düşünüyorum. Anlam veremediğim duygularla geçen 2-3 günün sonunda, yere oturdum, gözlerimi kapattım ve karanlığa bakıp kendime sorunun ne olduğunu sordum. İtiraf gelene kadar da kendimi salmadım. Bazen en büyük cesaret kendi gerçeğimize bakmak.

Cesaretinizi sergilediğiniz an; bazen kendinizi korumak için çizdiğiniz bir sınır, bazen parçası olmayı sessizce reddettiğiniz gıybet, bazen yakın bir dostunuzla paylaştığınız ve sizi üzen bir durum olabilir. Çok da büyük hareketler gerekmiyor yani. Siz öyle düşünmediğinizde dahi, gün içinde cesaret gerektiren bir sürü küçük şey yaptığınıza eminim.

Cesaret kelimesinin İngilizcesi “courage” ın kökü olan cour Latince ve Fransızca’da kalp anlamına geliyor. Aslında gerçek cesaret duygusunun da kökünde sevgi var. Türkçe’de de cesur insana yürekli dememiz veya beklenmedik bir cesaret gösteren insana “sen yürek yedin herhalde” dememiz konuyu açıklıyor bence 😉

Cesaret gücünü sertlikten ve kaba kuvvetten değil, sevgiden alır. Haksızlıklara, kötülüklere, adaletsizliklere sevgi ile karşı gelenler pasif ancak çok güçlü direnişlere imza atmışlar tarihte. En güzel örneklerinden bazıları Mahatma Gandhi ve Martin Luther King olabilir. Korkunun panzehiri sevgidir çünkü.

Sizce en çok ihtiyacımız olan cesaret türü hangisi? Bu yaşımın olgunluğuyla söyleyebilirim ki, bana göre en önemlisi kendin olma cesareti. Ben zaten kendim gibiyim diye düşünebilirsiniz. İşte ben buna tam olarak inanmıyorum. En özgür ruhlu olanımızın bile üzerinde yıllar sürmüş toplumsal ve ailevi koşullandırmalar var. Yaş aldıkça daha bir kendimiz gibi olduğumuz doğru ancak koşullandırmalardan özgürleşme işine ciddi mesai harcamamız lazım.

Kendin olma cesareti, sadece başkalarının düşüncelerini umursamamak değil, bazı önemli kararlarımızı alırken en yakınlarımızın bile bize etki etmesine izin vermemek bazen. Kendin olma cesareti kendi negatif konuşmalarımızı susturup içimizde ne istediğini söylemek için çırpınan küçük sesi dinlemek. Kendin olma cesareti yakın dostumuz, kardeşimiz hatta bazen anne babamıza, eşimize, çocuğumuza verdiğimiz ve bizi hiçe sayma hakkı tanıdığımız insanlardan gücümüzü geri almak. Ama bunu sevgiden beslenen ve yürekten gelen bir şekilde yapmak.

Kendin olma cesareti, kendini sevme cesareti, üstelik başkalarının kusur olarak adlandırdığı şeylere rağmen. Kendin olma cesareti değişmekten korkmamak. 10 yıl önce olduğun kişi değilsen, bedeninin de, ruhunun da 10 yıl önceki gibi olmasını beklemeden onu kabul etmek. Kendin olma cesareti sevdiğin gibi sevilmeyi talep edebilme cesareti biraz da, ve bunu verecek durumu olmayanla yolları barış içinde ayırabilmek. Kendin olma cesareti belki de herkesin seveceği ve anlaşacağı biri olmaya çalışmaktansa, sahip olduğun kadar arkadaşla mutlu olmak. Kendin olma cesareti, yapmaktan keyif aldığın şeye, çok başarılı olmasan da devam etmek.

En son neye ulaşmak için, keşke daha cesur olsaydım dediniz? Mesela ben, geçmişte aşk konusunda cesur davranmadığım için öyle çok fırsat kaçırdım ki! Her şeyin hayırlısı elbette. Gönül meseleleriyle ilgili yeni benimsediğim tavır “sonunu düşünen kahraman olamaz!” 😂  Hani filmlerde kahramanımız artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığında gözü pek bir hale bürünür ya, neden hep öyle bir kafada olamıyoruz? Kaybedecek neyimiz var? Neden salamıyoruz kendimizi? Galiba cesur olmak için bile başımıza bir şeyler gelmesini beklememiz gerekiyor film kahramanları gibi. Bir şeyleri kaybetmeden cesur davranmamızı ne sağlar? Elbette sevgi. Kelimenin kökü bile sevgiden diyorum size!

Öyle sevin ki, hiçbir engeli görmesin gözünüz. Hayalinizi, kendinizi, sevdiceğinizi, yaşamınızı, evladınızı, ailenizi öyle sevin ki gözünüz hataları, geçmişi, oluru olmazı, boş lafları, engelleri görmesin. En nihayetinde dünyayı sevgi kurtaracak. Baktınız olmuyor, siz de her sabah kahvaltıda yürek yemiş olduğunuzu farz edin. Şimdi onlar düşünsün.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply