Haydi Çöpü Çıkart!

10 Ekim 2020

“Korkmamalıyım. Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Onun etrafımdan ve içimden geçip gitmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiğinde, onun izlediği yolu görmek için iç gözümü kullanacağım. Korkunun geçtiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım.”

Frank Herbert’ün unutulmaz bilimkurgu eseri Dune’dan alıntı olan bu pasaj aslında romandaki Bene Gesserit rahibelerinin korkuya karşı öğrettiği bir dua. Kitapta ilk kez 23. sayfada karşınıza çıkıyor ve romandan uyarlanan filmin bu sene Eylül ayında gösterime giren fragmanında da kullanıldı. Keşke korkularımızdan kurtulmak böyle bir dua okumakla hemen olacak bir şey olsa.

Kişisel gelişim ve psikoloji kitaplarına yıllar içinde ciddi bir yatırım yapmış olsam da, korkularımı yenmekle ilgili bana umduğum kadar fayda sağlamadıklarını itiraf etmeliyim. Acaba kaç tane “korkularınızla yüzleşin” temalı makale okumuşumdur sizce? Korkularımızın savaşta alt etmemiz gereken bir düşman gibi görülmesi bence onları aşmamızın önündeki en büyük engellerden birisi. O yüzdendir ki, bu yazıda onlara farklı bir perspektifle bakmayı deneyeceğim.

Zihnimizi daha #güvenlibiryer yapmak için yolculuğumuzun ilk adımını neden #korkularımız üzerinde çalışarak atmak istedim biliyor musunuz? Bu hafta gündüz kuşağı programları arasında amaçsızca gezerken bir temizlik programına denk geldim. Bu bir yarışma programı. Birbirinden pis evleri temizledikleri bu yarışma bu yazının ilhamı oldu bir anlamda. Şimdi farz edelim ki bu tür bir programda yarışmacısınız ve hem pis hem de dağınık bir evi düzenlemeniz ve temizlemeniz lazım. İşe neyle başlarsınız, önce gereksiz şeyleri, çöpleri ayırıp torbalara koyar ve atarsınız değil mi?

İşte tüm düşüncelerimizin ev sahipliğini yapan zihnimizi de şu anda böyle dağınık ve pis bir ev gibi düşünebiliriz. İlk adım, elbette yazının başlığından da anlayacağınız üzere, çöpleri çıkartmak! Şair burada çöpler derken, artık ihtiyacımız olmayan, bize zarar veren şeyleri (düşünceleri) kastediyor. İster somut olsun isterse bir düşünce kalıbı veya bağımlılık olsun, tutunduğumuz, bırakamadığımız şeylerin çoğunun kökünde korkularımız yatıyor.

Yıllar önce sigarayı bırakmak için uğraştığım dönemde (çok şükür 8 yıldır içmiyorum) bırakıp bırakıp tekrar sigaraya başlamamın en önemli sebeplerinden birisinin bıraktığımda artık kendimi hiç havalı hissetmeyeceğim ve sosyalleşmekte zorlanacağım olduğunu fark etmiş ve çok şaşırmıştım. Bu inancımın farkında bile değildim kendime karşı dürüst olmayı başarana kadar. Kendimi sigara içen Eda olarak kabullenmiş ve sevmiştim ve bırakırsam olacağım kişi olmaya hazır hissetmiyordum. Neyse ki pes etmedim. Neyin daha önemli olduğuna odaklandığımda sağlıklı olmanın daha önemli olduğu inancım ağır bastı. Sigarayı bırakmakta zorlanmamın kökeninde değişim korkusu vardı sadece. Onu yenince, gerisi kendiliğinden geldi.

Bazı korkularımız sağlam inanç kalıplarına dönüşebiliyor. Ve söylememe gerek var mı bilmiyorum, inançlarımız gerçeğimiz olur hayatta. Yani siz “erkeklere güven olmaz” diye dolaşıp durursanız, karşınıza sizi hayal kırıklığına uğratacak erkekler çıkması için ciddi bir olasılık yaratırsınız. Siz “para bu geldiği gibi gider” derseniz yatırım yapmanız imkansız hale gelebilir. Ya da ne zaman bir yatırım yapsanız bir aksilik olur ve o parayı elden çıkarmanız gerekir. Kulağa ürkütücü geliyor. Peki bu inanç kalıplarını nasıl değiştireceğiz?

Bir kere önce fark edeceğiz. Sonra hemen sorgulayacağız. Mesela geçen gün, çok sevdiğim ve zor günler geçiren bir arkadaşıma destek olamadığım için kendimi kötü hissettim. Sonra ben zaten iyi bir arkadaş değilim, çok daha fazlasını yapabilirdim, neden yapmadım, vay efendim ben neden böyleyim, ben zaten iyi bir arkadaş değilim diye içim içimi yedi. Biraz sakinleşince kendime dedim ki, sen iyi bir arkadaş mısın? Cevap yok. Bugüne dek, elinden ne geliyorsa yaptın mı? Şu anda elinden ne geliyorsa yapar mısın? Evet. Yani sen kötü bir arkadaş mısın? Hayır. Düşündüm, gerçekten de arkadaşları için her şeyi yapacak biriyim. Peki neden böyle hisler aldı yürüdü? Evet bildiniz altında yine bir korku yatmaktaydı. Yalnız kalma korkusu. Çöp sepetine bir basket daha.

Keşke bu kadar kolay olsa değil mi? İnanın fark ettikten sonra işiniz daha kolay. Korkularımız bize şu hayatta hep ket vuruyor. Hayallerimiz ile aramızda duran dağlar hep korku dağları. Başarısızlık ve parasız kalma korkusu olmasa herhalde dünyadaki insanların en az yarısı işinden şu anda ayrılırdı. Yazının başında kişisel gelişim kitapları ve makalelerinde “korkularınızla yüzleşin” diyenlerle ilgili naçizane bir eleştiri yapmıştım. Bu eleştirinin sebebi, bence korkularımızla ilgili mesafe kat edeceksek, elimizdeki en önemli gücün, onları var edenin biz olduğumuzun farkındalığı olması. Korkularımızla yüzleşmeye değil, onların maskelerini düşürmeye ihtiyacımız var. Onları kanlı canlı düşmanlar gibi görmeyi bırakıp, sadece düşüncelerimizin ürünü olduklarını fark ettiğimizde, güç tekrar bize geçiyor zaten, hem de sonsuza kadar.

Korkularımızdan bahsetmişken şu hayatta korktuğumuz şeylerle sınanıyormuşuz gibi gelen deneyimlerin, aslında bizim kendimize çektiğimiz deneyimler olduğunu anlatabildiğimi umuyorum. Aslında bu bir sınav falan değil. Siz neye odaklanırsanız o deneyimi yaşamınıza çekiyorsunuz. Bir şeyden korkup onu sürekli düşündüğünüzde, onu kendi yaşamınızda deneyimleme olasılığını artırıyorsunuz.

Merak etmeyin, öyle her korktuğumuzu yaşamayacağız, sadece aralıksız düşündüğümüz şeyleri. O halde düşüncelerinizin merkezine olmasını istediğiniz iyi ve güzel şeyleri koymaya gayret edin. Yani çöplerin yerine çiçekler koyun, deniz kabukları koyun, renkli yastıklar, mumlar, tütsüler koyun. Korkularınıza şefkatle yaklaşın (çünkü onlar aslında sadece sizin düşünceleriniz ve size ait her şey gibi şefkatle ele alınmalılar), bununla beraber, sizin daha dolu bir yaşam sürebilmeniz için onları cesaretle uğurlayın. Görevlerini yapıp size aydınlanma sürecinde farkındalık kazandırdıkları için onlara teşekkür edin.

Şimdi sıra sizde. O dağınık ve kirli eve girdiğinizde gözünüze ilk çarpanlar ne? Çöp torbasına ilk neyi koyacaksınız? Hangi inançlarınız size zarar veriyor? Şu hayatta hangi korkunuz hayallerinizle aranızda bir dağ gibi duruyor ve bu korkunuzla ilgili bugün hangi adımı atacaksınız?

Serinin bir sonraki yazısının konusu #cesaret çünkü biliyorum ki, bu yazıyı okuduktan sonra en çok ona ihtiyacınız olacak. Bir sonraki yazıya kadar sevgiyle kalın ve bana bol bol yorum yazın ki okuduğunuzu bileyim. Yazıyı beğendiyseniz, iyi geleceğini düşündüğünüz dostlarınızla ve sevdiklerinizle paylaşırsanız çok sevinirim. 😇

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply