Benimle Bir Yolculuğa Var Mısınız?

9 Ekim 2020

Çok sevdiğim bir karikatür vardır. Tam aydınlanıcam bir gülme geliyor diyen bir keşişin olduğu karikatürden bahsediyorum. Aşağıya koyayım da tam olsun. Benimkisi de işte o hesap, ne zaman kişisel gelişim ve iyileşme yolculuğumda mesafe kat ettiğimi ve derinleştiğimi hissetsem beni arkasından hemen bir bunalım, bir duygusal düşüş hali alır. Bu herhalde hayatın, “o iş o kadar da kolay değil canım, ohoooo daha çok yolun var” deme şekli!

Karikatür Selçuk Erdem’e aittir.

Yazılarımda hep bahsediyorum, zihnimiz çoğu zaman güvenli bir alan değil. Birçoğumuz o müthiş yaratıcı zekamızı, icatlar yapmak yerine, gündelik hayatımıza ve etrafımızdakilerin davranışlarına dair hikayeler uydurmak, olacaklarla ilgili vesvese üretmek ve kendi kendimizi kıyasıya eleştirmek için kullanıyoruz. Eh, bunun da sonucunda düşüncelerimiz olumsuza kaydıkça, yaşamımıza da olumsuzlukları çekmeye başlıyoruz.

Biliyorum çok karamsar bir tablo çizdim. Belki de şimdi içinizden “bana bilmediğim bir şey söyle, ben zaten bunları yaşıyorum, asıl mesele nasıl kurtulacağım bu halden?” diye soruyorsunuz. Bunun için sihirli bir değnek yok ne yazık ki. Ancak işe zihnimizi güvenli bir yere dönüştürmek için küçük bir yolculuğa çıkmakla başlayabiliriz. Hemen bir mucize beklemeyin, ama daha ilk andan daha iyi hissetmeye başlayacağınızı garanti edebilirim. Dan Harris’in %10 Daha Mutlu diye bir kitabı var. Kitabın adını gördüğümde %10 çok az değil mi ya demiştim. Kendi iyileşme yolculuğumu ciddiye almaya başlayınca fark ettim ki, bu yolda bebek adımları ile ilerlemek daha olasılık dahilinde. En ufak ilerleme bile ilerlemedir benim için, öper başımın üstüne koyarım.

Ben ne zaman zihnimin artık güvenli olmadığını hissetsem, orada şimdi hangi duygu var anlamaya çalışıyorum. Düşünceler duyguların eseri. Duygularımızla düşüncelerimiz kadar yakın temasta olmadığımız için, biz bir duygunun varlığını fark edemeden, o bir düşünceye dönüşüyor. Eğer olumsuz bir duygudan bahsediyorsak, o maalesef olumsuz bir düşünce veya düşüncelere dönüşüyor. Bunun en temel sebebi duygularımıza karşı takındığımız tavır.

Diyelim ki bir şeyin olmasından korkuyoruz. Ben x’ten korkuyorum duygusuyla yüzleşmeyi istemiyoruz. Bu duyguyu yok sayıyor, kendimizi farklı meşguliyetlerle oyalıyoruz, yapmamız gerekenleri ertelemeye başlıyoruz, o konuyla ilgili endişeler üretiyoruz, hatta belki o konu hariç şeylere odaklanıyoruz. Sonuç, belki bir süre korkumuzu unuttuğumuzu ve geçtiğini düşünüyoruz. Gerçek sonuç: korku yerine belki stres, belki anksiyete, telaş hissediyoruz.

Parasız kalmak, sevdiklerimizi kaybetmek, yalnız kalmak, yanlış anlaşılmak, beğenilmemek gibi korkularımızı kabul etmekte zorlanabiliyoruz. Yüzeysel anlamda kabul etsek de, bu korkularımızın üzerinde çalışmıyor, onları gidermeye değil, yok saymaya gayret ediyoruz. Mesela bunu en çok “Allah korusun” dediğimizde yapıyoruz. 2 kere de tahtaya vuruyoruz tak tak. Bu hareketimiz bile bünyemize tehlikedesin sinyali veriyor. Üstelik kendimizi belki korunmayacak olma olasılığı ile de karşı karşıya getiriyoruz. Durduk yerde hayatımıza bir stres, korku ve endişe kaynağı giriyor bu hareketle. Şunu söylemeye çalışıyorum, olana güvenmiyoruz. Başta olumsuz görünen şeylerin dahi nihayetinde bizim için hayırlı olabileceğine inanmıyoruz. Olanları iyi ve kötü olarak ayırdığımız sürece, kötü şeyler olmasının endişesini taşımaya devam ediyoruz. Ancak endişelenmeyin bebek adımlarıyla olsa dahi bu davranışlarımızı değiştirebilmemiz mümkün. Ve en güzeli, biz değişince, dünya değişir.

O zaman zihnimizin daha #güvenlibiryer olması için ilk adımı #korkularımız üzerinde çalışarak atalım mı? Dolaptaki iskeletlere merhaba demeye hazır mısınız? Gördüğünüz bazı şeyleri beğenmeyebilirsiniz bu yolculukta. Kendinizle ilgili fark ettiğiniz bazı şeyler başta canınızı sıkabilir. Sizden bu yolculukta 3 şey isteyeceğim, kendinize karşı; birincisi şefkatli, ikincisi sabırlı, üçüncüsü dürüst olmanız. Belki birlikte bazı yaralarımızı fark eder, tedavi ederiz. Belki birbirimizin elinden tutarız. Belki itiraflarımızda birbirimizin yaralarına ayna tutar ve merhem oluruz.

Hazır mısınız? Yarın #korkularımız yazısı ile yola çıkıyoruz!

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply