Koronadan Kaçarken Depresyona Tutulmak

18 Kasım 2020

Bugünlerde hepimiz cevapsız sorularla boğuşuyoruz. Mesela önümüzdeki günlerde bizi neler bekliyor? Dün ve bugün pandemi dolayısıyla açıklanan kararlara göre -eğer hangi saatte nerede olmanız gerektiğini tam olarak anladıysanız (!) tabi- tüm yaş grupları için farklı bazı kısıtlamalar getirildi. Durum çok karışık, kısıtlamalar daha karışık. Mesela bizim evde 3 kişi var ve dışarı girme çıkma saatlerimiz farklı hepimizin. Gülelim mi ağlayalım mı bilmiyoruz. En iyisi evde oturmak tabi, ama o da bir süre sonra depresif yapıyor işte.

Başlık ve depresyon konusu nereden aklıma geldi onu söyleyeyim. Bugün Üsküdar’da annemle bir kitapçının önünden geçerken vitrinde intiharla ilgili bir kitap gördüm. Çok sevdiğim İngiliz komedyen Ricky Gervais’in bir lafı var Netflix’teki Humanity adındaki gösterisinde söylüyor, “her şeyin şakası yapılabilir” diyor. Ben de onun bu görüşüne bir yere kadar katıldığım için kitabı anneme gösterip, hiç aklımızda yokken aklımıza sokacak şerefsiz, vitrine konacak kitap bu mu ya dedim. Evet iyi bir espri değil ama ülkece morale ihtiyacımız olan günlerde, kitapçı vitrinine 3 kitap koyuyorsan ve biri intiharla ilgiliyse (inanın adını hatırlasam yazacağım) kusura bakmayın ama ben o kitapçıyla dalga geçerim yani. Gerçekten garip bir ülkeyiz vesselam. Kim bilir aklından ne geçiyordu koyarken?

Sanki güneşli ve güzel günlerle aramızda bir sen varsın be maske… Photo by Tim Mossholder on Unsplash

Ülkede pandemi sonrası intihar oranı ne hiç bilmiyorum ancak psikolojimiz hiç iyi değil ondan eminim. Bundan 2 gün önce Salacak sahilinde yürürken, önümden gayet normal görünümlü 50 yaşlarında bir adam yürüyordu. Önce karşıdan gelen 2 gencin yanına gidip onlara bağırarak bir şeyler söyledi. Sonra ileri doğru yürümeye devam etti. Meraklandım tabi adamı gözlerimle takip ediyorum kulaklıktan ne dediğini tam anlayamasam da, rastgele insanları durdurup avazı kadar bağırarak bir şeyler söylüyor, sonra onları bırakıp caddeye koşuyor otobüslerin arabaların önüne atlar gibi yapıp durdurmaya çalışıyor, sonra vazgeçiyor, yine birilerine bağırıyor. Belki bir tür sinir krizi geçiriyordu, belli ki fiziksel olmasa da ciddi bir acı çekiyordu zihinsel anlamda. Sonra o deniz tarafını bırakıp karşıya geçti ve mekanların kapılarından girip bağırmaya başladı, ben olayın sonunu görecek yüreğim olmadığı için yürümeye devam ettim. Sonrasında, o anda yardım etmek için ne yapabilirdim diye bir arkadaşımla konuşurken keşke 112’yi arasaydın, ambulans yollarlardı dedi. Sizce gelirler miydi? Bilemiyorum, ne yapılır kime başvurulur? Siz biliyorsanız yorumlara yazarsanız bir daha bu şekilde yardıma ihtiyacı olan birini kaderine terketmemiş olurum, hepimiz öğreniriz ne yapacağımızı.

Bugün Twitter’da birisi, 2020 bitmediği gibi bir de başa sarıyor yazmış. Evet öyle bir havası var şu son 1-2 haftanın, sanki Mart’ı baştan yaşıyoruz. Üzerimizdeki etkisi de aşağı yukarı aynı, biraz hafif depresif haller, korku, kaygı, eve ve içe kapanma hali. Kendimizin ve sevdiklerimizin ölümlülüğü ile tekrar sınanıyoruz. Biz ne kadar dikkat edersek edelim, önlem alırsak alalım, içinde bulunduğumuz şartların bizi mecbur bıraktığı riskler olabilir bunlar elbette kaygı seviyemizi yükseltiyor.

 

Belki de en önemlisi, şu anda her şeyden daha fazla ihtiyacımız olan şey ruhsal sağlık. Ruhsal sağlığınız nasıl biliyor musunuz? Bir kan testi ile değerlerinize bakılabiliyor, bir test ile Covid19 var mı yok mu anlaşılıyor ancak ruhsal sağlığınız yerinde mi anlamak için yapılacak bu kadar net testler yok ne yazık ki? Yani psikoloğa gittiğinizde o bir şeyler yapıyor, zamanında yaptırmıştım. Ancak onların bile kesinliği olduğunu düşünmüyorum, ayrıca test sonuçlarının işin gerçekten ehli kişiler tarafından ele alınması gerekmesi de cabası, dolayısıyla sakın ola internetten falan yapmayın öyle testleri.

Ruhsal sağlığımızı aslında kendimiz de ufaktan check edebiliriz bir yere kadar. Bunu tansiyon aletiyle tansiyonunuzu ölçmek gibi düşünebilirsiniz. Size tam olarak neyiniz olduğunu söylemiyor tansiyon aleti ama tansiyonun düşmüş ya da yükselmiş, nabzın da şu kadar diyor. Buna benzer şekilde siz de her günün sabahında uyanır uyanmaz kendinize bugün nasılım, nasıl hissediyorum, neye ihtiyacım var sorularını sorabilirsiniz. Tansiyon aletinin bir şeyler ters gittiğinde anlamanızı sağlaması gibi bu zihinsel tarama da size daha günün en başından neyiniz olduğunu anlamak konusunda yardımcı olabilir. Anladığınız takdirde de bu konuda bir şeyler yapabilirsiniz.

Şurda 1 saat rahatsız edilmeden otursam depresyon falan kalmaz bence. Kızım kalk biraz da biz oturalım diyesi geliyor insanın! Photo by Paola Chaaya on Unsplash

Tabi sadece sabah bu zihinsel taramayı yapmak yeterli olmayabilir. Aslında gece yatmadan evvel de, kendinizi nasıl hissettiğinizi, gününüzün nasıl geçtiğini, yarın neler yapsanız size iyi gelebileceğini ve hatta yarın neleri mutlaka yapmanız gerektiğini (ya da neleri yapmamanız gerektiğini) not etseniz harika olur. Son günlerde haberlerin ve sosyal medyanın üzerimizde yarattığı stresten dolayı ben bir süredir akşam yatağa girmeden telefonumdan uzaklaşıp, önce kısaca günlüğüme o günle ilgili son notlarımı ekleyip, yatmadan mutlaka bir 10 sayfa kadar kitap okuyorum ve öyle uyuyorum. Bu rutinle beraber eskiye göre daha az stresle uyandığıma yemin edebilirim. Sabah uyanınca ise eskiden olduğu gibi hemen yüzümü yıkamaya gitmek yerine yatakta oturup birkaç dakika kendime nasıl hissettiğimi soruyorum. Her şeyin bekleyebileceğini kendime hatırlatıyorum (çünkü bazen unutuyorum).

Bazı sabahlar depresif bir ruh hali ile uyanıyorum. Böyle sabahlarda meditasyonumu mümkün olduğunca erken yapmaya gayret ediyorum. Yapmaktan hoşlandığım başka şeyler varsa onları da erkene alıyorum. Mümkünse duşa giriyorum, suyun enerjisi genelde iyi geliyor.

Eğer meditasyon yapmıyorsanız siz de duş yapmayı tercih edebilirsiniz, hatta küvetiniz de varsa doldurun küveti ılık bir banyo alın, oh ne güzel 🙂 Duştan sonra, şu anda işe gitmiyor olsam da giyiniyorum, dışarı çıkacakmış gibi hazırlanıyorum. Kokulu mum, tütsü, buhurdanlık ne varsa yakıyorum, evdekiler kokudan kaçacak yakında! Sonra camları açıyorum, müzik açıyorum, hala geçmediyse yürüyüşe çıkıyorum. Özetle, bir sürü şeyi deneyin, biri işe yarar. Hiçbiri işe yaramıyorsa bir uzmandan yardım da alabilirsiniz. Benimle online nefes ve koçluk seansı yapmak isterseniz beni de nerede bulacağınızı biliyorsunuz.

Bizi üzen hayat değil, farkında olmadan ürettiğimiz olumsuz düşüncelerimiz. Evet, hayat bugünlerde olduğu gibi zaman zaman daha zor olabiliyor. Olanları değiştirmek bizim elimizde olmasa da olanlara vereceğimiz tepkileri değiştirmek bizim elimizde. Yine de kendinize üzüldüğünüz, endişelendiğiniz için yüklenmeyin. Hepimiz aynı kayığın içindeyiz, ve kayık nereye gidiyor bilmiyoruz. Üzülmek, depresyona girmek, ağlamak serbest. Destek istemekten, duygularınızı paylaşmaktan korkmayın, utanmayın. Ve mahallenizdeki kitapçı bizimki gibi vitrin seçimleriyle sizi intiharı düşünmeye teşvik ediyorsa bu düşünceye itibar etmeyin, hatta Ricky Gervais’in dediği gibi şakasını yapın, gülün geçin. Kitapçı vitrini gibi sosyal medya ve haber kanallarındaki bitmeyen olumsuz yorumlara da takılmayın, felaket tellallarını dinlemeyin. Güzel günler göreceğiz ve bu kayık çok güzel denizlere yelken açacak. Bunlar zor günler ama her şey gibi bu günler de geçecek. Sağlıklı, iyi ve güvende olmanız dileğiyle. Kalbim hüzünlü kalbinizi sevgiyle selamlıyor. ❤️

 

 

No Comments

Leave a Reply