Doğanın Bir Parçası Olduğumuzu Hatırlamak İçin Ne Yapabiliriz?

May 30, 2020

Mayıs ayı boyunca bu blogda her gün bir yazı yayınlamaya karar verdiğimde, sayfamı takip edenlerden konu önerileri istemiştim. Sevdiğim bir arkadaşım, “doğayla uyumlu yaşamakla ilgili yazar mısın?” demişti. Karantina süresince doğadan o kadar uzak kaldık ki, bu öneri başta beni biraz zorlayacakmış gibi hissettim. Yani doğadan bu kadar uzakken, onunla uyumlu yaşamaktan nasıl bahsedeceğimi bilemedim.

Sonra birkaç yıl önce izlediğim “Into the Wild” (Özgürlük Yolu) filmi geldi aklıma. Yaşanmış bir hikayeden uyarlanan bu filmde Christopher McCandless adında 24 yaşında genç bir adam 1990’larda Kuzey Amerika’da Alaska’nın vahşi doğasını keşfetmeye gidiyor. // Dikkat filmi izleyecekler, bu paragrafı atlayın! // Terkedilmiş bir otobüsü kamp olarak seçen genç, bir süre burada yaşamaya çalışsa da, 113 gün sonra açlıktan ölüyor. İlginç olan, yanında bölgenin haritası bulunmadığı için aslında bulunduğu yere çok yakın mesafede bir yerleşim bulunduğunu bilmemesi. Onu, yaşantısı bir sinema filmine konu olacak bir sembol haline getirense doğaya duyduğu sevgi ve tutku. Into the Wild doğa ile ilişkimizi incelemek için bence çok değerli bir film.

Biz medeniyetin çocukları olarak doğduk ve birçoğumuz için doğa sadece ziyaret edilen bir şey oldu. Çocukken ören yerlerine pikniğe gittiğim zaman, doğanın kendisine gidilen bir yer olması bana çok ilginç gelirdi. Geçenlerde bir 18. yüzyılda Kanada’da Nova Scotia’da geçen bir dizi izlerken, o zamanlar bir at veya at arabası olmadığında yürümekten başka şansları olmadığını hatırladım. Hatta daha da gerilere gittiğiniz zaman ve herkesin atı da olmadığı düşünülürse bir yerden bir yere günlerce bazen aylarca, yürüyerek ve kamp kurarak veya hanlarda konaklayarak gittiklerini düşündüm. At arabaları vardı elbette ama herkesin var mıydı?

Bütün bunlar bana, doğayla ilişkimi nasıl yeniden ve daha sağlam şekilde kurabilirimi düşündürdü. İşte aldığım bazı kararlar:

GÜNEŞLE UYUMLU OLMAK: En son ne zaman gün doğumuna şahit oldunuz ya da gün batımını izlediniz? Birçoğumuz gün doğumu sırasında uyuyor oluyoruz, halbuki uzmanlar gün doğumu ile uyanmamızın bizim için en sağlıklısı olduğu görüşündeler. Aynı şekilde gün batımının da özellikle beslenme ile önemli bağlantısı var. Gün batımı sonrası yemek yemeyi bırakmamız öneriliyor. Gün içinde aldığımız güneş miktarının kemikler, d vitamini, serotonin hormonu seviyemizle direkt bağlantısı var.

AYLA UYUMLU OLMAK: Açıkçası yogaya başlayana dek, ayın durumları, eğer gözüm bir an gökyüzüne takılmadıysa beni çok ilgilendirmiyordu. Ne zaman yeni ay ve dolunayları takip eder oldum, o zaman bizi ne kadar etkilediklerini de fark ettim. Ay yerküre etrafında dönerken dünyanın aya yakın olan yüzeyindeki suların hareketine gelgit deniliyor. Biz insanlar da %60-70 sudan ibaret olduğumuza göre bizde de bir şeyleri harekete geçirmesi tuhaf olmasa gerek. Ayın evrelerine biraz daha dikkat etmeniz de doğayla uyumlu yaşamanız için önemli bir adım olabilir.

TOPRAKLANMAK: Bu size çok klişe gelecek ama her gün en az 30 dakika çıplak ayakla toprağa basmamız lazım. Hazır havalar da ısınmışken ister mahallenizdeki parka gidin, ister arabaya atlayıp en yakın mesire yerine, hemen ayakkabınızı çıkarıp topraklanmaya başlayın. Bu yürüyüşler sırasında bastığınız toprak, çimenler, karıncalar ve hatta altında yatan her şeyle bağlantıya geçtiğinizi hissetmeye çalışın.

MEVSİME GÖRE BESLENMEK: Her ne kadar seracılık ve turfanda sebze ve meyve bize mevsimi olmayan şeyleri yeme şansı sunsa da en doğrusu her mevsimde yılın o zamanında ne yetişiyorsa onu yemek. Elbette en taze, hormonsuz versiyonunu aramak bulmak da önemli.

İHTİYACIMIZDAN FAZLASINI TÜKETMEMEK: İster sebze meyve veya diğer gıda maddeleri olsun, ister su gibi kaynaklarımız olsun, doğayla uyumlu yaşamanın önemli bir parçası onun kaynaklarını kontrollü şekilde tüketmek. Günlük olarak kullandığımız tüm ürünleri düşündüğümüzde aslında çoğuna ihtiyacımız olmadığını fark edebiliriz. Bu ürünlerin çoğunun üretimi esnasında doğa zarar görüyor, bu da demek oluyor ki biz de daha fazla şey tükettikçe verilen zarara ortak oluyoruz.

TÜKETTİĞİMİZ MARKALARA DİKKAT ETMEK: Bilinçli tüketiciler olmak zor değil. Hangi markalar bilinçli araştırabilir ve yapacağınız alışverişlerde bu markalara destek olabilirsiniz. Özellikle giyim konusunda son zamanlarda aldığım bir karar, yerli ve bilinçli markalardan alışveriş yapmak.

GEZEGENİMİZDEKİ CANLILARLA UYUMLU YAŞAMAK: Doğayla uyumlu olmak aslında bizim de onun bir parçası olduğumuzu fark etmekle başlıyor. Öyle olduğumuzu fark edince hayvanların, bitkilerin, nehirlerin, denizlerin hepsinin bizim parçamız olduğunu hatırlayacağız. O zaman onları korumak ve üzerimize düşeni yapmak bize doğal gelecek.

ELEMENTLERİ TANIMAK VE İLİŞKİMİZİ ARAŞTIRMAK: Su, ateş, toprak ve hava. Doğayla uyum içinde yaşamak için onu daha iyi anlamamız gerek. İyi bir başlangıç elementleri daha iyi tanımak ve doğa bilimini araştırmak olabilir.

BEDENİMİZLE BAĞLANTI KURMAK: Bunun bilinen en iyi yollarından birisi yoga yapmak. Yoga yaptıkça bedeninizi tanımaya başlıyorsunuz. Siz de doğanın bir parçası olduğunuza göre bedeninizle ilişkiniz arttıkça doğayla da artacak.

Dev bir ekosistemin bir parçası olarak onunla uyum içinde yaşamak istemek bile önemli ve değerli bir karar. Umarım yukarıdaki önerilerim işinize yarar. Siz de önerilerinizi benimle yorumlarda paylaşırsanız sevinirim.

 

 

 

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply