Ya Siz Bir Marka Olsaydınız?

25 Mayıs 2020

Bir pazarlama iletişimcisi olarak her zaman pazarlama kavramlarının kişisel gelişime ne kadar güzel bir şekilde entegre edilebildiğini düşündüm. Bu konuda harika bir kitap yazılabilir diye düşündüğüm günlerden birinde, bir kitabevinin raflarında bu konuda ne kadar çok kitabın çoktan yazılmış olduğunu görünce biraz hayalkırıklığı yaşadığımı itiraf edeyim. O kitaplardan hiçbirini okumasam da ve bu konuda bir kitap yazmaktan vazgeçmiş olsam da, bu gerçekten bahsetmeye değer bir konu. Gelin bugün, daha mutlu bir yaşam için, kendimizi bir marka olarak nasıl ele alabileceğimize bakalım.

HEDEF KİTLE DEĞİŞİKLİĞİ: Bir marka oluşturulurken yapılan ilk şeylerden birisi hedef kitlesine karar vermektir. Markanın başarılı olması için hedef kitle doğru seçilmelidir çünkü. Bunu yaşamınıza nasıl adapte edebiliriz? Eğer sosyal çevrenizin sizi ileriye taşımadığını, anlamadığını, mutlu etmediğini düşünüyorsanız, yeni bir topluluğun parçası olabilirsiniz. Ailemizi seçme şansımız yok ama arkadaşlarımızı, işimizi, sosyal çevremizi biz seçiyoruz. Hayatımızda bizi mutlu edecek yeni bir veya daha fazla topluluğun ve klübün parçası olmak bizim başarabileceğimiz bir şey. Daha eğlenceli bir hayatınız olsun istiyorsanız eğlenmeyi daha çok seven insanlarla bir araya gelmelisiniz, daha sosyal olmak için daha sosyal insanlarla görüşmelisiniz, daha başarılı olmak için, başarıya önem veren insanlarla bir arada olmalısınız. Mevcut arkadaşlarınızı değiştirmeye gerek olmadan, yeni sosyal klüplere katılarak, yeni kurslara seminerlere katılarak da yeni arkadaşlar edinebilirsiniz. Harika değil mi?

YENİ BİR SLOGAN: Markalar nasıl sloganları müşterilerinin aklına kanca takmak için kullanıyorsa siz de sizi ve yaşam görüşünüzü kapsayan bir mantra veya bir olumlama ile kendinize ve çevrenizdekilere küçük bir hatırlatma yapın. Bunun olumlu bir ifade olmasına özen gösterin. Size iyi hissettiren ve olumlu düşünmenize vesile olan bir ifade olsun. Aslında birçok kişi bunu yapıyor ama bilinçli şekilde değil. Mesela instagram profiline veya whatsapp profiline bir cümle yazıyor. Bazen bunlar acıklı, olumsuz cümleler olduğunda şunu düşünüyorum: bu insan kelimelerin ne kadar güçlü olduğunu biliyor mu? Şunu da ekleyeyim, bu cümleyi 5 sene kullanmanıza gerek yok. Siz bir marka gibi finansal bir yatırım yapmıyorsunuz bu slogana. O cümlenin artık sizi temsil etmediğini düşünüyorsanız, istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.

TASARIM: Markanın logosu, renk paleti, tasarımları tüketiciyi etkileyen en önemli faktörlerden birisi. Peki sizin dış görünüşünüz markanızı yansıtıyor mu? Stilinizden memnun musunuz? Bir stiliniz var mı, ya da sizi yansıtıyor mu? Sosyal medya herkesi dış görünüşüne çok önem verir hale getirdi. Bu çoğu zaman iyi değil çünkü insanlar gerçekçi olmayan standartlara uyum sağlamaya çalışıyor. Benim bahsettiğim ise sizi tanımlayan bir stiliniz olması. Sosyal medya, medya ve magazinin dayatması olmayan, sizi iyi hissettiren ve kişiliğiniz ve kimliğinizle harmoni içinde olan bir şekilde giyinmek ve görünmekten bahsediyorum. Üstelik bu göründüğü kadar masraflı bir şey değil. Gidip birden tonlarca giysi almanıza falan gerek yok. Stilinizi bulmak için öncelikle stini beğendiğiniz insanların fotoğraflarını biriktirebilirsiniz. Daha sonra kendi bütçenizle bu stili yeniden yaratabilirsiniz. Hepimizin rahat hissettiği bir tarz var ve bunun dışına çıkmak zorunda değiliz. Hedeflediğimiz bunun biraz daha cilalanmış bir versiyonu sadece. Yeni stilinizi bütçenizi zorlamadan adım adım oluşturabilirsiniz. Şimdiden iyi eğlenceler 🙂

ORTAYA ÇIKIN: Bir şey satmıyor olsanız da insanların sizi tanımasına izin verin. Ne iş yapıyorsunuz, neyde iyisiniz, neleri hedefliyorsunuz, nelerden hoşlanıyorsunuz bunları insanların bilmesini sağlayın. Nasıl ki markalar ürünlerinin reklamını yapıyor, içerik üretiyor ve çeşitli kanallardan hedef kitlelerine ulaşmaya çalışıyor, siz de networking aracılığıyla kendinizi, beceri ve yeteneklerinizi insanlarla paylaşın. Katıldığınız sosyal etkinliklerde utangaç olmayı bırakın, insanlarla tanışın, sorular sorun, yeni bağlantılar kurun. Kendinizi ve yaptıklarınızı anlatırken, kendinizi övüyormuşsunuz gibi hissetmeyin, siz anlatmazsanız insanlar bilemezler ve belki de sizin yetenekli olduğunuz bir konu birinin işine yarayacak. Yaptığınız keyifli şeyleri, başarılarınızı, hobilerinizi sosyal medya ve diğer kanallardan paylaşın ve başkalarını da cesaretlendirin. Unutmayın ki markalar ürünlerini tanıtmasa haberimiz olmaz, siz de kendinizden bahsetmezseniz dünyaya sunabileceğiniz güzelliklerden insanların haberi olamaz.

Kendinize bir marka gibi yaklaşırken sevgi dolu bir yerden bakmayı hatırlayın. Siz olduğunuz halinizle kusursuzsunuz. Bununla beraber, yaşamda daha mutlu hissetmek için dış çemberde yapabileceğimiz ekstra bir şeyler varsa, neden olmasın? Bu konudaki düşüncelerinizi benimle paylaşır mısınız?

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply