İllüzyonunun Hayırlı Olsun Canım

7 Mayıs 2020

Size kaç duyunuz olduğunu sorsam, bana 5 tane dersiniz. Saymanızı istesem; görmek, duymak, tatmak, koklamak ve dokunmak diye cevap verirsiniz. Görünüşte dünyayı bu duyuların bize sağladığı verilerle algılarız. Beynimiz düşüncelerimiz vasıtasıyla bu duyuların topladığı verilere anlam verir. Sevgili okur burada anahtar kelime “anlam vermek”.

Buna en iyi örnek bazı kokuların size çocukluğunuzu ya da belirli birini ya da bir yeri hatırlatması olabilir. Burada beyniniz, arşivlere giriyor o koku ile ilgili biriktirdiğiniz tüm duyguları ve düşünceleri tarıyor. Bunun sonucunda siz o anda bu kokuya bir anlam veriyorsunuz ve onunla ilgili bir karar veriyorsunuz hoşlanıp hoşlanmadığınıza dair ya da daha önce tecrübe ettiğiniz bir koku ise eskiden düşündüğünüze bağlı kalıyorsunuz (eyvah önyargı).

İşin garip tarafı bu değil tabii ki, garip olan çoktan bir anlam yüklemiş olduğunuz bir şeyi duyularınızın normalde algıladığından farklı da algılayabilmeniz. Mesela normalde hiç acı yiyemezken bir gün sevdiğiniz biri sizi ikna edince acı yemeye ve sevmeye başlamanız gibi. Burada duyu organınızda değişen bir şey yok, siz acıya yüklediğiniz anlamı değiştirdiğiniz için yapamadığınız bir şey yapmaya başladınız.

Peki bir şeyler duyu organımız nasıl algılarsa algılasın bu kadar kolay değişebiliyorsa, biz gördüklerimizin ya da duyduklarımızın gerçek olduğuna inanabilir miyiz? Eğer gerçek değillerse o zaman onlar birer illüzyon mu? Mesela lisede aşık olduğum çocuğun o zaman çekilmiş fotoğrafına şimdi baktığımda o zamanki gibi çekici bulmuyorsam bu neyi gösteriyor? O zamanlar ona yüklediğim anlamın yerinde yeller estiğini tabii ki. Bu sizce de sihirbazların yaptığı numaralara benzemiyor mu? Yani adeta o kişiyi olduğundan farklı görmüşüm. Zaten klasik soru şu değil midir, “onda ne bulduğunu anlamıyorum”. Anlamıyorsun çünkü bu senin değil benim illüzyonum.

İllüzyona daha iyi bir örnek anoreksiya hastalarının yaşadıkları bence. Artık kaburgaları sayılan halleriyle bile aynaya baktıklarında hala fazla kilosu olan birini görüyorlar. Gerçeğin çarpıtılmış bir versiyonuna bakıyorlar sanki. Aynadaki ile zihinlerindeki görsel uyuşmuyor.

Sabah gözlerimizi açtığımız andan, gece gözlerimizi yumduğunuz ana dek, 5 duyumuz ile algıladığınız her şeye anlam yüklüyoruz. Mesela size yumuşak gelen yatak bana sert gelebilir. Sizin için fazlasıyla sıcak olan duş suyu bana ılık gelebilir. Size tuzlu gelen benim için tuzsuz olabilir. Aslında ayrı olan zevkler değil, illüzyonlar, algılama biçimleri. Peki gerçek hangisi?

Duyularımızın bize söylediklerine güvenemeyeceksek neye güveneceğiz? Aslında cevap çok basit. Onlara elbette güveneceğiz, sadece düşündüğümüz her şeyin bir şeye yüklediğimiz anlam olduğunu fark etmemiz yeterli. O zaman zaten farklı düşünce ve fikirleri daha rahat kabul edebileceğiz. “Dur bir dakika benim düşüncelerim tamamen gerçeği yansıtmıyor. Bunlar sadece bir şeylere yüklediğim anlamlar. Ben de düşüncelerim de değişebiliriz. Ben x,y,z olmak zorunda değilim. Ben ve tüm dünya değişebilir. Tek bir kötü, tek bir iyi, tek bir doğru, tek bir yanlış yok. Eğer öyle sanıyorsam ben, bir illüzyonu yaşıyorum,” diyebileceğiz.

Sevgili okur, bugün biraz kafanı karıştırdım. O zaman söyle sence düşüncelerimizin hepsinin %100 doğru olduğunu söyleyebilir miyiz? Dikkat, burada değerlerimizi konuşmuyoruz, aklımızdan geçen sıradan düşüncelerden bahsediyorum. Cevabını yorumlara yazarsan bana nedenini açıklamayı da unutma.

 

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply