Bedenlerimizin Ötesine Geçmek

5 Mayıs 2020

Bugün bedenimizle olan ilişkimizi araştırmak istiyorum. Bedenlerimizin nasıl göründüğüne daha az, nasıl hissettiğine daha çok dikkat etsek nasıl olurdu? Bir dakikalığına düşünün. Söz konusu bedenlerimiz olduğunda görsel olanı ne kadar çok önemsiyoruz. Nasıl göründüğünün – özellikle başkalarına – fazlasıyla farkındayız.

Peki bedenimizin içinde olanlarla da bu kadar ilgili miyiz? Performansında bir aksama yoksa sağlıklı olup olmadığını kontrol ediyor muyuz? Eğer hastalanırsak elbette umursuyoruz onu çünkü bir şeyler yolunda gitmiyor. Ancak her şey yolunda gibiyse pek de umursamıyoruz onun nasıl olduğunu.

Haydi küçük bir deney yapalım. Bir sandalyeye, ya da yerde bir mindere oturun, gözlerinizi kapayın ve başınızın en tepesinden ayak parmaklarınızın ucuna dek yavaşça tarayın vücudunuzu. Bunu, vücudunuza dokunmadan, iç gözünüzle yapın. Kaslarınız gergin mi, boynunuz acıyor mu, sırtınız bir destek olmadan dik tuttuğunuz için ağrıyor mu, omuzlarınızda bir sıkışıklık hissediyor musunuz?

Vücudunuzu baştan ayağa taramayı bitirince, tekrar yukarı doğru tarayın ve sonra tam 3. gözünüzün olması gereken yerde ( iki gözünüzün arasında) iç gözünüzü bir an sabitleyin ve aynı anda vücudunuzun bir rüzgara dönüştüğünü hayal edin ve olduğunuz yerde önce yavaşça sonra hızlanarak döndüğünüzü düşünün. Neler hissettiniz?

Bu bedeninizden birkaç saniye de olsa uzaklaşmanın nasıl hissettirdiğini anlamak için küçük bir deneydi. Bedenlerimiz bu dünyadaki fiziksel şeklimiz. Nasıl hissettirdikleri nasıl göründüklerinden daha önemli çünkü görünüşleri sağlığımızı yansıtmayabilir ancak hissettirdikleri yansıtır.Hepimiz formda ve güzel görünmek isteyebiliriz ancak hatırlayalım ki bedenimiz iyi hissetmiyorsa iyi görünemez.

Eğer bedenimizin nasıl hissettiği nasıl göründüğünden daha önemliyse, yüzeysel (burada dış görünüşe fazlaca önem veren anlamında kullanıyorum) birine dönüşmeden beslenme ve fiziksel aktivite konusunda nasıl denge kurabiliriz? Öncelikle bedenimizin şu andaki görüntüsüne boş vermek omuzlarımızdan müthiş bir yük kaldıracaktır. Haydi gelin bedenimizin nasıl hissettiğine odaklanalım. Gelin bedenimizi dinleyerek yemek yiyelim ve gerçekten aç olduğumuz için yiyelim, sıkıldığımız için değil. Gelin bedenlerimizi daha esnek kılalım, onu oluşturan suların özgürce akmasını sağlayacak şekilde haraket etmesini sağlayalım ki gergin veya şişkin hissetmesin.

Son olarak, bu dünyada fiziksel bir deneyim yaşayan ruhsal varlıklar olduğumuzu ve fiziksel anlamda ölümsüz olmasak da manevi anlamda hayal edebileceğimizden çok daha büyük ilahi bir gücün parçası olduğumuzu hatırlayalım. Gelin bedenlerimizi utanç, korku ve yargılardan özgürleştirip bunların yerine sevgiyi koyalım.

Bedeninizle ilgili bir konuda endişe hissettiğinizde; oturun, gözlerinizi kapatın, sadece sevgiyi düşünün ve gücünüzü sadece ve sadece sevgiye verin. Hissetmeye başladığınız sevginin sizi oturduğunuz yerde bedeninizin etrafında güçlü bir rüzgar gibi döndürdüğünü düşünün. Siz bedeniniz değil, sevgisiniz. Sevginin bir yıldırım gibi içinizden geçip korku ve acıyı parçalamasına izin verin. Şimdi gözlerinizi açın. Sevgiye hoş geldiniz. Kendinize hoş geldiniz. Siz sevginin beden bulmuş halisiniz. Şimdi, yapacağınız en küçük şeyde dahi sevgi olduğunuzu hatırlayın ve sadece buna göre hareket edin.

Artık SEVGİ olduğunuza göre bugün yapacağınız ilk şey ne olacak? Yorumlarda bana söylesenize.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply