Karanlık Tarafa Geçmek

2 Mayıs 2020

Belli bir yaşa geldiğinizde artık kişiliğinizin bir de karanlık tarafı olduğunu kabul ediyorsunuz. Yani ne kadar iyi bir insan olmaya çalışırsanız çalışın, kişiliğinizdeki bu olumsuz taraflarla yüzleşmeye biraz daha hazır oluyorsunuz. Sonuçta ayın da karanlık bir tarafı var, bizim neden olmasın canım!

Tabi bu yönlerini öyle fark eder etmez kabullenen çok az. Yani siz hiç “ben acayip agresifimdir” ya da “bayılırım başkalarının arkasından konuşmaya” diyen birini duydunuz mu? Bu taraflarımızı fark ettiğimizde ilk tepkimiz onlardan utanmak ve onları gizlemek olsa da onları bastırma, yok etme çabalarımız da çoğu zaman sonuçsuz kalır. Bu huy veya özelliklerimizi bazen birilerine yansıtırız, bazen de bizi içten içe yerler. Ama en kötüsü onların hiç farkında olmamak inanın bana. İşte bu yazının konusu olan gölge çalışması onları fark etmekle başlıyor.

Aslında bahsettiğim bu kavrama psikolojide Carl Jung “gölge arketipi” adını veriyor. Jung’a göre bu arketip temel içgüdülerimizi temsil ediyor ve mutlu olmamız için bu özelliklerimizi kabul edip gölgemizi kişiliğimize entegre etmemiz gerekiyor. Bu yönlerimiz toplum tarafından kabul görmeyen (dolayısıyla bizim de kabullenmekte zorlandığımız) kıskançlık, önyargı, açgözlülük, nefret gibi duygulardan oluşuyor.

Peki gölgemizi kişiliğimize nasıl entegre edeceğiz ve bu ne anlama geliyor? Aslında biraz Star Wars’da karanlık tarafa geçmek deyimine geliyoruz burada sanırım. Yani gölge benliğimizle barışıp bu özellikleri bizim için olumlu birer yöne çevirdiğimizde güçleniyoruz. Star Wars’da bu şekilde olmuyor tabi izlemesem de biliyorum ancak güçlendikleri kesin değil mi orada hemfikiriz 🙂

“Işığı Arayanların Karanlık Yanı” kitabında Debbie Ford gölge çalışması ile ilgili çok faydalı egzersizler sunuyor. Elbette süreç sizin gölgenizi tanımanızla başlıyor. Kendinize karşı hiç olmadığınız kadar dürüst ve şefkatli olmanızı gerektiren bir süreç bu. Sonra çeşitli zihinsel canlandırmalar ile sizi gölgenizi cisimleştirmeye davet ediyor. Kitabı okuyacaklar için sürprizi kaçmasın, özetle sizi utandıran, vazgeçmek istediğiniz özelliklerinizin, nasıl güçlü yanlara dönüşebildiğini gösteriyor.

Kendimde sık sık fark edip rahatsız olduğum bir özellik kıskançlık. Sevdiklerim için mutlu oluyorum, bununla beraber içimde küçük bir eksiklik hissine bazen engel olamıyorum. Geçen gün çok güzel bir paylaşım gördüm bununla ilgili ve sanırım bu yazının ilhamı da tamamen bu paylaşımdan geldi. “Kıskançlığını takip et, sana ne istediğini gösterir.” *

O zaman bundan sonra birini ya da bir şeyi kıskandığımda kendimi suçlamak yerine bende bu duyguyu uyandıran şeyin ne olduğunu araştırabilirim. Burada kıskandığım şey nedir? Tam olarak ulaşmak ya da elde etmek istediğim, bu kişinin sahip olduğu şeyin aynısı mı? Ben de bu şeye ulaşmak için gereken çabayı harcamak istiyor muyum? Cevap evetse bunun için neler yapabilirim, hangi adımları atabilirim? Bu adımları atmak için hangi duyguya ihtiyacım var? Bakın kıskançlık gibi bir duygu ne kadar olumlu bir noktaya getirdi beni, ben bile şaşkınım sevgili okur 🙂

Şimdi sizi gölgenizle baş başa bırakıyorum. Tanışın onunla korkacak bir şey yok. O kim bilir ne zamandır sizin onu kabullenmenizi bekliyor zaten. Sizi şu eğlenceli fotolarla bırakıyorum yalnız, bir de yorumlara hangi Star Wars filmi ile başlamam gerektiğini yazar mısınız? Filmlerin çıkış sırasına göre mi izlemeli yoksa Star Wars kronolojisine göre mi gitmeli? Yorumlarınızı bekliyorum.

*Bu söz Lori Gottlieb adında bir psikoterapistin “Maybe You Should Talk to Someone” (Belki de Biriyle Konuşmalısın) kitabından ve maalesef kitap henüz Türkçe yayınlanmamış sanırım. İsterseniz ben okumayı bitirince burada bir yazıda özetlerim 🙂

You Might Also Like

4 Comments

  • Reply Günçe 2 Mayıs 2020 at 09:59

    ben cekilme sirasina gore izledim, izlemeseydim keske dedim, cunku ilk 3lene daha ileri bi teknoloji, son 3leme epey dusuk teknolojili kalinca biraz hevessizlik ve kopma yasadim hikayeden.

    • Reply whatshername 2 Mayıs 2020 at 14:50

      Evet ben de bu yüzden oldukça kararsızım 🙂

  • Reply Tugcesan 2 Mayıs 2020 at 16:36

    Vizyon tarihi olarak gitmeni tavsiye ederim, bizler de mecburen oyle gitmistik 😉

    • Reply whatshername 2 Mayıs 2020 at 21:07

      Aynen öyle yapmaya karar verdim Tuğçem <3

    Leave a Reply