Bahçenizdeki Çiçekleri Görmek

1 Mayıs 2020

Sahip olduğum her şey için minnettarım. Ancak şu karantina döneminde ev temizliği yaparken fark ettiğim bir şey var ki, o da ihtiyacım olandan çok daha fazla şeye sahip olduğum. Üstelik birçoğunu hiç kullanmıyorum ve bir daha ne zaman kullanırım onu da pek bilmiyorum. Yine de özellikle de ekonomik açıdan bizleri nelerin beklediğini bilmediğimiz bugünlerde sahip olduğum şeyleri elden çıkarma fikri beni biraz korkutuyor açıkçası.

Bana fazla gelen sadece evdeki eşyalar da değil. Yıllar boyunca biriktirdiğim dijital arşiv de şaşırtıcı. Geçen gün gözüm kapalı sildiğim bazı eski dosyaları neden saklamıştım inanın bilmiyorum. Son olarak bugün eskiden kullandığım popüler bir not alma uygulamasını bilgisayarıma tekrar kurdum. 2014’ten beri açıp bakmadığım bu uygulamada belki 1 saat boyunca, o yıllarda biriktirdiğim notlar ve bilgileri silmekle uğraştım.

Netflix’te 2-3 ay önce izlediğim The Minimalists belgeselinde hayatınızı sadeleştirmek için önce sahip olduğunuz her şeyi sanki taşınıyormuşsunuz gibi paketlemenizi ve bir odaya yığmanızı öğütlüyorlar. Aslında bunu bloglarında da okumuş olabilirim. Sonra yavaş yavaş ihtiyaç duydukça bir şeyleri çıkartıyorsunuz. Mesela ilk önce diş fırçanız, pijamanız, yastık kılıfınız, çarşafınız, yorganınız gibi. Günler geçtikçe ihtiyaç duyduklarınızı teker teker çıkartmanız ve kullanmanız gerekiyor. Böylece yalnızca ihtiyacınız olan şeyleri çıkartıyor ve kullanıyorsunuz. Geriye kalan şeylerse aslında ihtiyaç duymadıklarınız ve onları hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor. Belgeseli izlediğimde bu bana biraz fazla geldi açıkçası. Yalnız yaşamadığım için bunu yapabileceğimi sanmıyorum.

Diğer yandan kendine kişisel gelişim guruları arasında haklı bir yer açan Japon ev düzenleme ustası Marie Kondo‘nun tekniğinin daha farklı bir yere dokunduğunu söyleyebilirim. Marie Kondo sahip olduğumuz eşyaların bize sevinç (joy) hissettirmesini hedefliyor ve onun düzenleme ve sadeleştirme tekniğinde eşyalarınızı önce tek tek elden geçirip size sevinç hissettirmeyenlerden tamamen kurtuluyor, kalanları ise onun kitabında ve Netflix belgeselinde anlattığı spesifik tekniklere göre düzenliyorsunuz. Görünen o ki kapitalizmin hedefindeki modern insan ihtiyaç duymadığı ama almaktan da geri duramadığı eşyalardan kurtulmak için daha birçok tekniği denemek zorunda kalacak.

Marie Kondo ile kıyaslarsak, The Minimalists eşyalarımızı düzenlediğimiz değil de, eşyalarımızdan neredeyse tamamen özgürleştiğimiz ve gerçekten en az sayıda eşya ile hayatımızı sürdürdüğümüz, kaynaklarımızı eşyalara değil başka şeylere aktardığımız bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor.

Siz hangi tekniği kendinize daha yakın bulursunuz bilmiyorum ama şu bir gerçek ki, hayatımızdaki güzel şeyleri fark etmemizin yolu sadeleşmekten geçiyor. Bunu tıpkı bir bahçe düzenlemesi gibi  düşünebilirsiniz. Eğer bahçenize planlamadan rastgele bir sürü bitkiyi aynı anda ekip bırakırsanız büyüdüklerinde ortaya çıkan karışıklıkta onların güzelliklerini takdir edemeyebilirsiniz. Üstelik bahçenize bakmaz ve çıkan yabani otları da yolmazsanız o zaman çiçekleriniz ihtiyaç duydukları şekilde büyüyecek yer de bulamayabilir.

O zaman size ben ne yapacağım şöyle özetleyeyim:

İşe hayali bahçemdeki yabani otları yolmakla başlayacağım. Yani şu anda bana destek olmaktan çok köstek olan eşyalar, giysiler, belgeler neler önce onları bir belirleyeceğim ve onlara hoşçakal diyeceğim. Bu sanırım en kolay kısım olacak.

İkinci adım bahçemdeki en güzel çiçekleri ön plana çıkarmak olacak. Yani hangi eşyaları daha çok ve gerçekten severek kullanıyorsam onları dekorasyonda ön plana çıkaracak şekilde yerleştireceğim.

Son adım ise bahçeme genel olarak daha fazla zaman ayırmak olacak. İşlerin çığrından çıkmasını beklemeden düzenlemek, sadeleştirmek ve üzerinde çalışmak yani. Bu aşamada bir kötü alışkanlığıma veda etmem gerekecek o da ortalık düzenli görünsün diye eşyaları dolaplara veya kutulara kaldırma huyum kesinlikle. 😛

Hayatınızı bir bahçe gibi görme fikrini nasıl buldunuz? Siz olsanız hayatınızı neye benzetirdiniz? Minimalizmle ilgili düşünceleriniz neler? Yukarıdaki 2 belgesele bir şans verebilirsiniz. Ben inanıyorum ki hayatımız sadeleştikçe asıl zaman ayırmak istediklerimize çok daha fazla zamanımız kalacak. <3

You Might Also Like

2 Comments

  • Reply Tugcesan 2 Mayıs 2020 at 16:34

    Ben de ruhumu ve bedenimi bahcem olarak yorumlayip bakicam bu duruma ‍♀️

    • Reply whatshername 2 Mayıs 2020 at 21:08

      Haydi filizlensin yeni çiçekler

    Leave a Reply