Ölümden Sonra Yaşam Var Mı?

Daha önce hiç sevdiğiniz birini kaybettiniz mi bilmiyorum. Ama bence hayatta yaptığımız en büyük hata, her şeye yetecek zamanımız olduğunu düşünmemiz. İşimizle ilgili teslim tarihleri hariç, bizim için her şey bekleyebilir gibi görünüyor. Ölümün de aslında bize bildirilmemiş bir teslim tarihi olduğunu unutuyoruz.

Bugün babamı kaybedişimin 13. günü. Hem daha dün olmuş gibi, hem de üzerinden yıllar geçmiş gibi hissediyorum. Birbirine bu kadar zıt 2 düşünceye aynı anda sahip olmak mümkün mü? Mümkünmüş. Babamı çok ani bir şekilde, beklenmedik bir kalp krizinden kaybettik. Öyle ani oldu ki ilk 2 gün inanmakta güçlük çektim. Doğrusu hiçbir şey bizi ölüme hazırlayamaz diye düşünüyorum. O yüzden ani bir ölüm olmasaydı da bu kadar üzülürdüm herhalde. Onu hala çok özlüyorum. Hastaneye gittiğimizde, hala onu canlandırmaya çalışıyorlardı. Bir yarım saat sonra doktor müdahale odasından çıkıp kötü haberi verdi. Herhalde o anı, ölene dek hatırlayacağım. Daha dün olmuş gibi hissetmemin sebebi, o anda hissettiğim acının bugüne dek hiç bilmediğim türde bir acı olması. Üzerinden yıllar geçmiş gibi gelmesinin sebebi de haberi alınca aniden gelen o hüzünlü kabullenme.

Siz inançlı biri misiniz bilmem ama her dinin ölümden sonraki yaşamla alakalı farklı tasvirleri olduğu gibi, her kişinin de kendi fikirleri var. Sinemada ve edebiyatta onlarca farklı şekilde tasvir edildi ölümden sonraki yaşam ve ölülere ne olduğu. Farklı ülke ve kültürlerde bambaşka şeyler anlatılıyor. Sevdiğiniz birisi ölünce ister istemez aklınıza nereye gittiği, ne yaptığı, orada iyi olup olmadığı geliyor. Ben de bunu düşündüm, hala da düşünüyorum. Kendime göre inançlı biri olsam da, anlatılan hiçbir şeye tam olarak inanmıyorum da, çünkü yazılanların hepsi insan ürünü ve hiçbirimiz oraya gidip gelmedik. Tek bildiğim enerjinin kaybolmadığı ve sadece dönüştüğü, bu yüzden aramızdan ayrılanların aslında bizimle bağlantılarının kopmadığına inanıyorum. Üstelik enerji, fiziksel bedenlerimizden çok daha hızlı ve farklı şekilde seyahat edebiliyordur diye düşünüyorum.

Aslında bu yazının başlığında sorduğum sorunun muhattabı işte bu geçişi yaşayan merhum değil, bence geride kalanlar olmalı. Çünkü zaten fiziksel bedeninden ayrılan kişi başka bir boyuta geçiyor ve onun için yeni bir dönem başlıyor. Bugüne kadar bu şekilde yaşamadığım için anlamadığım şey şu ki, kalanlar da bir değişim geçiriyorlar. Çünkü ölen kişi ile beraber kimliklerinin bir parçası ile vedalaşıp  bir dönüşüm geçiriyorlar. En azından ben öyle hissediyorum. Ve bu belki de ilk anda hissedilen acının hemen kaybolmamasını açıklıyor. Değişim meyveleri tatlı olsa da süreç boyunca insanı zorlayabilen bir şey çünkü. Özellikle de direnirseniz.

O zaman sorduğum sorunun cevabını şu andaki tecrübeme göre naçizane vereyim. Geride kalanlar için elbette ölümden sonra “yaşam” var. Hem de güzel bir yaşam. Ama sevdiğiniz birini kaybetmeden önceki siz ile, kaybettikten sonraki siz aynı olmayabilirsiniz. Olmanıza da gerek yok. Özlemek de sevdaya dahil sonuçta. Acı da büyümeye gelişmeye dahil. Ölümden sonraki yaşam, hayatın hediyelerini, mucizelerini ve uçup kaçıcılığını daha fazla kucakladığınız bir yaşam.

Sonuçta benim için ölümden sonraki yaşam, çok daha farklı çünkü artık her şeye başka bir gözle bakıyorum. Ölümden sonraki yaşam eğer kendinizi bu deneyime açar ve içinize kapanmazsanız, teslim olursanız ve kendinizi anlamaya çalışırsanız farkındalık dolu, sevgi dolu bir deneyim. Bu deneyimin içindeki acıyı yaşadığım sevgi dolu değişimin bir yan etkisi olarak görmeyi tercih ederim. Her şeyi kabullendiğiniz ve aramızdan ayrılan kişinin gittiği yerden memnun olduğunu düşünseniz bile her günün her anında bir dizi duyguyu alışkın olmadığınız şekilde arka arkaya hissedebilirsiniz, dediğim gibi kendinizi bu deneyime açarsanız yeni bir sizle tanışabilirsiniz, korkmayın. Sonuçta olur olmaz ağlamak da sevgiye dahil. Hiçbir şey sonsuza dek sürmediği gibi bu duygular da gelip geçiyor işte.

Eğer siz de yakın veya uzak geçmişte sevdiğiniz biriyle bu boyutta vedalaşmak zorunda kaldıysanız, acım acınızı selamlıyor. Ölümden sonraki yaşamınızdaki yeni sizi de selamlıyorum. Babacığım okusa bu yazıyı beğenir miydi acaba? Benimle gurur duyduğunu ve benim de onunla gurur duyduğumu bilmek içimi rahatlatıyor. Sevdiklerimizle özel bir bağımız olduğunu ve asla ayrılmadığımızı düşünüyorum. Ölümü bir son olarak değil, hem gidenler, hem kalanlar için bir dönüşüm olarak düşünürsek, bu dönüşümün sonuçlarını kendi hayatımızda da sevgiyle incelemeye başlayabiliriz. Sizin ve tüm sevdiklerinizin, bize verilen bu değerli yaşamda bir teslim tarihimiz olduğunu unutmadan, her anın ve özellikle bu anın kıymetini bilerek yaşamanız dileğiyle.

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply