Başlayamamak Üzerine 1 Yazı 4 Ders

Bugün size kendimle ilgili bazı şeyleri ve bunlardan çıkarttığım dersleri anlatmak istiyorum. Aslında uzun süredir tek istediğim bir blogum olmasıydı…Özgürce yazmak, belki biraz stres atmak, belki kafa dengi birkaç okur ve birkaç başka yazara denk gelmek. Hepsi buydu. Ama yıllar boyunca birkaç denemem olduysa da, bir türlü bu konunun devamını getiremedim. Yaşadığımız her şeyin bir sebebi var elbette. Bir şeylere başlayamamamın sebebini ararken de bu alan adını almaya karar verdim. Aslında, size bir itirafta bulunmalıyım, bu alan adını 2015 Ağustos ayında satın aldığımdan beri* bu bloga nereden başlayacağımı bilemiyorum!

Peki bir şeylere neden başlayamıyoruz? İşte ben de uzun zamandır bunu merak ediyorum. Ve sonunda size bu süreçte anladığım 4 şeyi anlatarak başlamaya karar verdim. E bir yerden başlamak lazım!

DERS 1: Mükemmelin peşinde imkansıza dönüşen hayaller…

Yapmayı çok isteyip bir türlü yapamadığımız şeylerle aramızda duran en büyük engel: mükemmeliyetçilik! İşin aslı bana sorsanız, kendimi asla mükemmeliyetçi olarak tanımlamazdım. Yani söz konusu yapılacak herhangi bir iş olduğunda bana kısaca “sonuç odaklı” deyin derim! Ama işte öyle değilmişim…Peki bunu anlamam neden bu kadar uzun sürdü!?! Uzun süre kabul etmek istemesem de mükemmeliyetçiliğin arkasında korkular var, en beteri başarısızlık korkusu.

Düşünsenize blog yazarlığını bir insan niye dert etsin ki! Ama içten içe ya kimse okumazsa, beğenmezse diye korkmuşum. Yani korktum. Beğenilmemekten ve kendi yaptıklarımı beğenmemekten. Saçma ama gerçek bu. En azından bundan bir ders çıkardım.

Alınan ders:

Hiçbir şey mükemmel değildir. Olmak zorunda da değildir. Seni mutlu eden şeyi yapmaktan korkma. Keşke yapsaydım demektense iyi ki denemişim dersin. Eğer ilk denemende başarısız olursan, bu sana bir sonraki denemende ilk seferde sahip olmadığın bir tecrübe sunacak.

DERS 2: Sadece kalbini gerçekten ortaya koyduğun şeylerde gerçekten başarılı olabilirsin.

Bunu anlamam için sevgili ablamın benden hızlı davranıp blog yazarı olması gerekiyormuş. Bu tecrübeyle bana paha biçilemez bir ders vermiş oldu. Bunu bilerek yapmadı elbette. O kendi hayalinin peşine düştü ve kurumsal hayata verdiği arada yıllardır ertelediği hayaline sarıldı. Ben ise profesyonel yaşamımda sürekli yazı yazdığım halde, kendi bloğumu neden kuramadığımı ve bloğum için ürettiğim içerikleri silip silip baştan yazdığımı anladım. Çünkü insanların beğeneceklerini düşündüğüm içerikleri üretmeye çalışıyordum. Ve bu elbette işin içinden en keyifli ve samimi tarafını çalıyordu.

 Alınan ders:

Başkaları için değil önce kendiniz için üretin. Başkalarına da faydası olacak şeyler üretecek noktaya geleceksiniz. Ya da ürettikleriniz ummadığınız yollarla başkalarına fayda sağlayacak belki. Ama acele etmeyin. Kalbinizin sesine kulak vermezseniz, başkalarının dinlemek isteyeceği sesler çıkaramazsınız.

 DERS 3: Çok bilen çok yanılır.

Size blog yazmak konusunda bildiğim gereksiz şeyleri anlatsam beni yıllardır blog yazıyorum sanırsınız. O kadar çok blog takip ediyorum ki! Ve bunların bir kısmı da sadece blog yazarı olmakla ilgili. Ama gelgelelim iki yarım kalmış deneyimi saymazsanız blog yazarı olamadım. Blog yazmakla ilgili bildiğim şeyleri de kullanamadım. Hatta açıkçası bildiğim bazı şeyler de beni yanılttı. Bütün o içerik blogları mesela. Nedense o tür bir blog sahibi olmam gerektiğini düşündürttü bana. Oysa ben bunu nasıl yaparım, benim bloğum nasıl olmalı diye düşünsem, bildiklerimi kenara koyup, ne istediğime odaklansam, istediğim bir şeyi bu kadar ertelemezdim.

 Alınan ders:

Bilgili olmak, ilgilendiğiniz konuları araştırmak güzel şey. Ama kafanızı karıştırmasına ve cesaretinizi kırmasına izin vermeyin. Arada derin bir nefes alıp gözlerimizi kapatıp suya sonunu düşünmeden atlamalıyız. Unutmayın, “Sonunu düşünen kahraman olamaz!”**

 DERS 4: Yapabiliyor olman, yapman gerektiği anlamına gelmiyor. Şu anda yapamıyor olman, yapman gerekenin bu olmadığı anlamına gelmez.

Tamam kabul biraz karışık. Ama aslında özetle, yapman gereken şeyin şu anda yaptığın şey olduğundan şüphe duyduğun oluyor mu? Hah, işte o şüpheden bahsediyorum. Belki de o şüphe yüzünden başlayamıyorsun bir şeylere…Farklı şeyler deneyerek istediğimizi bulabiliyoruz. Aslında kalbimizin sesini dinlemeyi başardığımızda o bize bırakmak için doğru zamanı söylüyor. Bırakmamamız gereken zamanı da söylüyor. Pes etme diyor. Yapabilirsin diyor, dinlersek.

 Alınan ders:

Denemeden bilemezsin. Sevmediğin bir şeyde başarılı olman hayatta onu yapman gerektiği anlamına gelmiyor. Ve şu anda başarısız olduğun o şey var ya, çok çalışarak onda çok daha başarılı olabilirsin.

İşte ben bir yerinden başladım. Uzun sürdü, hatta yıllar sürdü. Sonu ne olacak hiç bilmiyorum. Ama şu anda mutluyum, galiba önemli olan da sadece bu. Sizi mutlu edecek, ama henüz bir türlü başlayamadığınız o şey ne? Benimle yorumlarda ne olduğunu paylaşacak cesaretiniz var mı? Hadi paylaşın da adını koyalım şu işin!

Notlar:

*   Evet boş vakitlerimde alan adı alıp kenara koyuyorum. J

** Yazdığın bir yazıda bir gün Kurtlar Vadisi referansı vereceksin deseler, “hadi len” derdim ama Google diyor ki bu söz Şeyh Şamil’e aitmiş. Oh, içime su serpildi…

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply