Monthly Archives

September 2017

Haydi Kaldır Kafanı Telefonundan!

Bu aralar ne zaman kafamı telefonumdan kaldırsam etrafımdaki herkes telefonuna bakıyor oluyor. Üstelik bu; evde, işte, toplu taşımada, sokakta yani her yerde böyle. Telefonlarımız akıllandığından beri onları o kadar çok şey için kullanıyoruz ki, bu aslında bir yere kadar anlaşılır bir şey. Ama bir yandan da, telefonlarımız olmadan bir şey yapamaz olduk ve onlarla o kadar çok zaman geçiriyoruz ki, bazı yapmak istediğimiz şeylere ayıracak zamanımız kalmadı. Hazır Apple yeni iPhone modellerini piyasaya sürmüşken gelin akıllı telefon alışkanlıklarımızı masaya yatıralım.

Aslında benim durumun ciddiyetini tam olarak anlayabilmem için Moment uygulamasını yüklemem gerekiyormuş! Moment, telefon kullanımızı sınırlandırmanızı ve ölçmenizi sağlayan bir uygulama. Ayrıca uygulamanın içinde size bu konuda rehberlik edecek bir koçluk sistemi de mevcut. Peki Moment benim neyi anlamamı sağladı? Acı ama gerçek; telefonumu günde ortalama 4 saat kullandığımı ve en çok kullandığım uygulamanın Instagram olduğunu, Instagram kullanımımın hafta sonları günde 1,5 saati bulabildiğini, telefonumu günde ortalama 40 kez elime aldığımı…Bu arada telefon kullanımımı azaltmak için bir telefon uygulamasına ihtiyaç duymamın biraz ironik olduğunun farkındayım!

Açıkçası, telefonumla işimle ilgili şeyler dahil pek çok şey yapıyorum ama yine de bazı günler telefon kullanımımın 6 saati bulduğunu görmek bazı şeyleri farketmemi sağladı. Bu zamanı çok daha değerli şeyler yaparak geçirebilirdim. Bir de elbette telefonumla yaptığım bazı şeyleri telefonum olmadan yapabilirdim. Siz de benim gibi, müzik dinlemek, kitap ve dergi okumak, Podcast dinlemek, hatta meditasyon ve spor yapmak için telefonunuzu kullanıyorsanız bu başta zor olabilir. Ama gelin, gerçekten çok fazla zamanımızı alan akıllı telefonlarımızla biraz daha “az” zaman geçirmek ve bu sayede yaşam kalitemizi artırmak için bazı çözümler üretelim. Ben bu sayede yapmak istediğimiz birçok şeye de daha fazla zamanımız kalacağını düşünüyorum.

İLK ADIM: KABULLENMEK

Telefonlarımıza gerçekten bağımlı hale mi geldik? Eğer sabahları uyanmak için bile telefonunuzun alarmını kullanıyor ve sabah uyanır uyanmaz ilk iş telefonunuzu elinize alıp Whatsapp’ı, maillerinizi ya da sosyal medyayı kontrol ediyorsanız, evet siz de telefonunuza bağımlı hale gelmiş olabilirsiniz 🙂 Eskiden telefonlarımızı sadece konuşmak ve SMS göndermek için kullanıyorduk ama şimdi telefonlarımızda kontrol edilecek birçok içerik var. Ve eğer siz sabah kalkar kalkmaz bunları kontrol etmeden duramıyorsanız bence ilk adımı atın ve benim gibi bu bağımlılığınız ile yüzleşin. Her bağımlılığı yenmek için en iyi adım “evet burda bir sorun var” diyebilmek. Ve bunda büyütülecek bir şey yok. Yeter ki bir sorun olduğunu kabullenin. Ama eğer kendiniz için daha iyi şeyler istiyorsanız bence telefonunuzla değil sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirmelisiniz.

İKİNCİ ADIM: KÜÇÜK ÖNLEMLER ALMAK

Arayı açın:

Telefonunuzla aranıza biraz mesafe koyun! Yani fiziksel olarak. Ben mesela geceleri yatarken odamın dışında bırakmaya karar verdim. Tabi kendime bir çalar saat almam gerekti çünkü sabahları çalar saat olmadan uyanamayanlardanım maalesef. Başucumda telefonumla uyumadığım için sabah da ilk işim onu elime almak olmuyor. İşten eve gelince de telefonumu yanımda tutmuyorum. Yani elimin altında olmuyor. Eh, malum gündüz iş için de kullanıldığı için hep elimizin altında olmak zorunda, bari sabahları, akşamları ve hafta sonları biraz uzak olalım 🙂

Farkındalık denemeleri:

Telefonumla ayrılmamın güç olduğu anlar benim için sevdiklerimle olduğum anlar değil, yalnız olduğum anlar. Mesela yürürken ya da koşarken müzik dinlemek benim için vazgeçmesi çok zor bir alışkanlıktı! Ama geçenlerde sabah yürüyüşümü müziksiz yaptım ve çok da keyifliydi. Sahilde dalgaları duymak, kuşları duymak, koşturan insanların sesleri, bir çocuk kahkahası..çok mu romantik oldu? 🙂 Arada siz de müzik dinlemeden yürümeyi ya da koşmayı bir deneyin derim. Üzerinde hiçbir şey taşımadan özgürce koşmak harika bir şey bence.

Burada yapılmışı var:

Telefondan kitap okumak benim için gerçekten çok zor. Yine de bir süre ısrarla denedim. Ama kitap taşımak da kolay değil. O zaman siz de benim gibi hafif kitaplar taşıyın canım! Üstelik şimdi mini kitaplar da satılıyor kitapçılarda. Birçok alışkanlığımız akıllı telefonlarımıza sığdı ama işin aslı, verdikleri keyif aslını aratıyor bazen. Telefon ekranından kitap okumaktansa gerçek bir kitabı okuyor olmak harika. O yüzden bazı alışkanlıklarınız için işin aslına dönmek en güzeli bence.

Fazlalıklardan kurtulmak:

Bunu iki hamlede çözebilirsiniz. Öncelikle sosyal medyada neye maruz kaldığınıza çok dikkat etmelisiniz. Şu ya da bu sebepten takibe aldığımız bir kişi ya da sayfa bize sosyal medyada ciddi anlamda zaman kaybettirebiliyor. Geçtiğimiz haftalarda Facebook, Instagram ve Twitter’da ciddi bir temizlik yaptım. Bana bir şey katmayan, sadece bir şeyler almamı (tüketmemi) sağlamaya çalışan tüm sayfaları takipten çıktım. Sonra da telefonumdan bir sürü uygulamayı, özellikle bana zaman harcatan ve aslında pek de işe yaramayan tüm uygulamaları sildim. Moment’ın önerisi, telefonunuzun ilk karşılama ekranında sadece fonksiyonel uygulamaların olması. Ben de şimdi sosyal medya uygulamalarını ilk değil ikinci ekrana attım ve bir klasörde duruyorlar. Böylece telefonumu her elime aldığımda elim ilk onlara gitmiyor.

Sosyal kalırken yolda kalmamak:

Aslında sosyal medyanın üzerimizdeki bazı olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Sosyal medya bir yandan gündemden haberdar kalmamızı ve sevdiklerimizle iletişimde kalmamızı sağlıyor ama bir yandan da oldukça sığ ve cahil bir kesimin işgal ettiği ve bizim kendimizle ilgili oldukça yanlış şeyler hissetmemizi sağlayan içeriklerle dolu. Bir pazarlamacı olarak ben bile gördüğüm bazı şeylere hayret ediyorum. Tüketimin aşırı şekilde pompalandığı bir formatı var çünkü artık sosyal medyanın.

Hatta aslında sosyal medya bence artık sosyalleşilen bir yer değil, sadece bir vitrin. Bir de yorumlar var tabi. Arkadaşlarım bilir, bayılırım yorumları okumaya…ve inanılmaz bir negatiflik görüyorum yorumlarda. İnsanlar hem mutsuz hem de başkalarının mutluluğunu çekemez bir durumdalar. Özetle sosyal medyaya ayırdığınız zamanı, takip ettiğiniz sayfaları sınırlayın ve sosyal medyadaki paylaşımları fazla ciddiye almayın. Başkalarının profillerine bakarken de unutmayın, hiç birimiz salça lekeli pijama ve dağınık saçla profil fotosu koymuyoruz. Herkes en iyi göründüğü halini koyuyor, o zaman sizin evdeki pijamalı halinizle birinin gece şık bir restoranda 2 dirhem bir çekirdek fotosunu zihninizde yan yana koyup kıyaslamayın olur mu? 🙂

SON ADIM: FİŞİ ÇEKİN

Evet arada yapabildiğinizde fişi komple çekin. Mesela hafta sonu birkaç saat telefona hiç ama hiç bakmayın. Zaten çevremizde herkesin telefonu var ve bize ulaşamayan birisi onlar vasıtasıyla da bizi arayabilir. Aslında yapabilirseniz şu dijital detoks dedikleri şeyi yapın ve TV, PC vb. şeyleri komple kullanmadığınız 1-2 gün yaşayın. Ben önümüzdeki günlerde böyle bir şey planlıyorum. Biliyorum akıllı telefonların öncesine ya da hatta cep telefonlarının hiç olmadığı günlere çok da özlem duyan yok. Ama size de bazen telefonunuz bakmakla yükümlü olduğunuz bir bebek gibi gelmiyor mu? Sürekli onu şarj etmek, kontrol etmek, dışardaysanız, çantama koydum mu, güvende mi diye bakmak bana bazen çok tuhaf geliyor 🙂 İşte bu yüzden arada onu kapatmak kimbilir belki ona da iyi gelir!

Özetle, bu yazıda akıllı telefonların hayatımıza sağladığı sayısız faydayı görmezden geldiğim düşünülmesin lütfen. Ama her günümüzün bu kadar uzun bir kısmına eşlik etmeleri bence endişe verici. Telefonumuzla geçirdiğimiz zamanı kısaltarak sevdiklerimize ve kendimize çok daha fazla zaman ayırabileceğimizi ve bu sayede çok daha sağlıklı ilişkiler kurabileceğimizi düşünüyorum. Bunu da küçük adımlarla bazı alışkanlıklarımızı değiştirerek yapabiliriz. Ben şu ana kadar yaptığım değişikliklerden çok memnunum. Ha bu yeni iPhone’a bakınca iç geçirmedim demek değil tabii ki. Apple yine bir tutku objesi olarak ürünlerini en iyi şekilde sunmuş, aferin onlara. Ama elimdeki telefon çalışmaz hale gelene dek, yeni bir telefon almaya hiç niyetim yok!

Siz de az da olsa akıllı telefonunuza bağımlı hissediyorsanız, ya da bir yakınınızın bağımlılığı olduğunu düşünüyorsanız, tedaviye hemen bugün başlayın. Gördüğünüz gibi birkaç ufak değişiklikle telefon kullanımınızı gözle görülür oranda azaltabilirsiniz. Ben şu anda 2 saate düşürdüm ve buna telefon konuşmalarım da dahil. Yeni hedefim 1,5 saat.! Telefonunuzla daha az vakit geçirdikçe, size kalacak zamanda tek başınıza ya da sevdiklerinizle yapacak çok daha keyifli şeyler bulacağınıza eminim. 🙂