Monthly Archives

December 2016

Başlarım Ben Böyle Başlamaya!

Bir şeylere başlamak neden bu kadar zor? Neden yapmak istediklerimizi yapamıyoruz ve sürekli erteliyoruz?

Oysa söz konusu işimizse çoğu projeyi çok fazla sorun yaşamadan sonuçlandırıyoruz. Ama konu kendi hayatımıza gelince bir türlü sıra gelmiyor o işlere. İşin aslı, mesela işle ilgili konularda ortada bir bitirme/teslim tarihi ya da ne bileyim başarısızlık korkusu ve hatta bazılarımız için işini kaybetme korkusu söz konusu. Ama konu kendimiz için yapmamız gereken şeylere geldiğinde işte o zaman ortada böyle somut bir itici güç olmadığından ertelemeler ve vazgeçmeler giriyor devreye. Yani mesela ben bu bloğu yazmaya karar vereli kaç yıl oldu…Birkaç kez başlar gibi oldum ama sonra araya hep bir şeyler girdi. Ve ben hep vakit yetersizliğinden, evdeki kalabalık ve gürültüden, PC’min yavaş olmasından, işlerimin yoğunluğundan şikayet ederek yarıda bıraktım. Peki neden? Çok basit! Çünkü korkuyordum. Yazdıklarımın beğenilmeyeceğinden, ya da daha da kötüsü, kimsenin okumayacağından veya ilgilenmeyeceğinden.

Bu bloğun ilk yazısının başlamakla ilgili olması bir tesadüf değil. Zaten bloğun adı da tesadüf değil! Başlamak neden zor, üstesinden nasıl geliriz? Cesaret nedir? Korkular nasıl yenilir? Bunlara az kafa yormuyorum elbette. Bizzat bunlarla boğuşuyorum çünkü yıllardır. Hepsini çözmüş falan da değilim. Ama galiba problem çözmeyi seviyorum. Özellikle kendi problemlerimi. Hani şimdi sen merak ediyorsun ya okurken bu satırları. Ya iyi hadi, kısa kes de başla artık diye. Farkında mısın, ben nihayet başladım bile!

Bizim için önemli olan şeylere başlamak çok zor. Kimi zaman onlarca şey aynı anda bize engel olmaya çalışıyor. Murphy’nin tüm kanunları aynı anda gerçekleşiyor. Bazı gün işimize en yakınımızdakiler taş koyuyor. Bazen paramız olmuyor, bazen mecalimiz. Ama aslında her şey ilk önce içimizde başlıyor. Küçük bir inanç tohumuyla, “ya, ben bunu yaparım” dememizle başlıyor. Eğer sizin de bugün, şimdi, şu anda yapmayı çok istediğiniz ama bir türlü başlamaya fırsat bulamadığınız bir şey varsa, ona başlamak için motivasyon arayışındaysanız, evet doğru yerdesiniz. Ve bloğuma hoş geldiniz! Benim verdiğim savaşları siz de veriyorsanız, belki burada size ilham verecek ufak tefek bir şeyler bulursunuz. Belki size bir faydam dokunur. Biliyorsunuz listeli yazılar çok popüler. Eh, bir şey popüler diye kötü olmak zorunda değil! O yüzden ben de yıllar içinde farkına vardığım, bir şeylere başlamamıza engel olan ve zihnimizde yarattığımız engelleri bir liste yaptım. Öyle sıradan bir liste değil, çünkü sadece sıralamıyorum, bu yanlış inanışlarımızı çürütüyorum da…Bir şeylere başlamak için aşmamız gereken tam 6 tane zihinsel bariyer olduğunu düşünüyorum, bunları aştık mı tamamız! Peki ne mi onlar? Burdan buyrun:

  1. Her şey mükemmel olmalı.

Ya, mikkemmel olmasa da olur! Çünkü sen başlayamazsan hayalin hiç olamayacak! Zamanla o işin üzerinde çalışacak çok vakit olacak. Sen iyisi mi hemen başla! Yoksa Vizontele’deki Deli Emin gibi, “Şerefsizim aklıma geldiydi” diyerek geçer ömrün benden söylemesi.

Mükemmeliyetçilik merakım yüzünden yapmak istediğim birçok şeyi yapamadım. Sonra şunu fark ettim, bir şeylerde daha iyi olmak için sıkı çalışmak lazım. Başlarda zor oluyor ama sıkı çalışmanın karşılığını mutlaka alıyorsun. Bir yerinden başla ve sıkı çalış. Mükemmel olmasın, ama senin olsun 🙂

  1. Kimse beğenmeyecek.

Kimse beğenmezse sen de çalışır ve bir dahaki sefere daha iyisini yaparsın. Ayrıca herkesin beğeneceği bir şey üretmek imkansız. Bugün sosyal medyada en beğenilen işlerle ilgili bile inanılmaz olumsuz yorumlar görüyorum. Kimse yaptığın işi beğenmek zorunda değil. Ama mutlaka beğenen birileri de olacak. Ve sen bu işi zaten o beğenen kişiler için yapıyor olacaksın. Şimdiden yapacağın şeyi beğenmeyenler de olacağı gerçeğini kabullen! Ama inadına devam et. Beğenecek birileri mutlaka olacak. Belki başta sadece annen ve yakın arkadaşların güzel olmuş diyecek. Ama sen çalışmaya, üretmeye devam ettikçe mutlaka başka birileri de takdir edecek.

3. Yarın başlarım.

Başlamak için en iyi gün, bugün! Asla yarın değil. Çok klişe ama böyle bu. Yarın çok geç. Hayatta en önemli an şu an. O yüzden hemen şimdi hayalinle ilgili bir adım at. Telefonuna bir not al. Bir anımsatıcı kur. Bir randevu al. Bir telefon et. Birinden yardım iste. Bir şeyler yap ve her gün küçük de olsa bir şeyler yap. Düşün ki, hiç başlayamadan ölebilirsin. Hayalini gerçekleştirmeden ölmek ister misin? Hayır diyorsan hemen başla!

  1. Biraz daha araştırmam lazım.

Araştırmak asla bitmeyen bir süreç. Bir işe başlamayı böyle bir olguya asla bağlama. Sen başla, araştırmaya da devam et bir yandan. Fizibilite kelimesinin ürkütücülüğüne ne demeli? Bu ülke ne fizibilite raporları gördü ki zaten yoktular. Elbette yap fizibiliten ama başlamana engel olmasın. Başlamak için ihtiyacın olan şey bir yapılacaklar listesi. Fizibilite ise o listede sadece bir madde olmalı. Her şey ondan ibaret olmasın. Yani diyorum ki gözünde büyütme!

  1. Yeterli hissetmiyorum.

Elinden geleni yap, kendini sürekli geliştir, ama mutlaka bir yerinden başla. Bu işi senden daha yetersiz insanların da yaptığına tanık olmuş hatta sinir olmuşsundur elbet. Sen de bir yerden başla ve kendini geliştirerek ilerle. Köşende oturarak gelişemezsin (ama tombikleşebilirsin)! Maalesef çoğumuz çok büyük beklentilerle büyütülüyoruz. Bu yüzden kendimizi yeterli hissetmediğimiz alanlara el atmaktan çekiniyor,  içinde güvenli hissettiğimiz alandan çıkmak istemiyoruz, çünkü o alandan dışarı çıkarsak başarısız olacağımızı düşünüyoruz. Bugüne kadar neyi deneyip başaramadın? Gerçekten başarmaya çalışıp üstesinden gelemediğin bir iş oldu mu? Başkaları yüzünden başarısız olduğumuz işler olabilir. Burada bahsettiğim kendin için başarmaya çalıştığın ve gerçekten denediğin şeyler. Ben hiç sanmıyorum. O zaman yapmak istediğin şey her neyse, şu anda onda yeterince iyi olmasan da, çalışmaya başla ve farkı gör. Hepimiz before/after (öncesi/sonrası) zayıflama fotoğraflarına bakınca motive oluruz, “vay be millet neleri başarıyor deriz” ama orada aslında incelen bir beden değil güçlenen bir irade vardır. Yeterli olduğuna en çok sen inan. Ve sana inanmayanlardan onları başarınla utandırarak intikam al.

  1. Bu zaten yapıldı. Fikrim yeterince orijinal değil.

İyi de çoğu şey zaten yapıldı. Çoğunun da bir benzeri yapıldı. Ama bir şeyi farklı şekilde ve daha iyi yapabilirsin. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Ve satılan her malın alıcısı da var. Düşün ki bunu bir pazarlama iletişimcisi söylüyor 🙂

Mesela şu anda Youtube’da milyonlarca kanal ve vlogger var, ve birçoğu aynı kulvardalar, aynı tür içerik üretiyorlar. Eğer içlerinden biri, “ya herkes güzellik vlogger’ı beni kim izleyecek?” dese ne olur? Hiçbir şey olmaz. Bir vlogger eksik olur! Şaka bir yana bu şekilde düşünme çünkü hepsini izleyen var. Eğer kaliteli içerik üretiyorlarsa izleyici de buluyorlar. Bu kadar basit. Sen de kaliteli işler yaparsan (kaliteli yüksek bütçeli anlamında değil kesinlikle – ortaya kalbinizi koymanızı kastediyorum) mutlaka yaptığın işi beğenenler olacaktır.

Eveeet, şimdi soracak olsan, bu zihinsel bariyerlerin hepsini ben kendim aşmayı başardım mı? Henüz hepsini tamamen değil ama bir yerlerden başladım en azından değil mi? Şimdi sıra sende, uzun süredir yapmaya başlamak istediğin ama sürekli ertelediğin bir şey var mı? Sana hangi zihinsel bariyer engel oluyor? Üstesinden gelmek için ne yapacaksın?

Sana son olarak 3 tavsiyem var: hayaline inan, kendine güven ve hemen şimdi şu anda kendine söz ver, onun için çalışacaksın, hem de çok. Hepimizin hayallerini gerçekleştirecek gücü içinde bulmasını diliyorum. Bulmasını diyorum çünkü içimizde var olduğundan eminim, sadece bulmamız gerekiyor.